Fakat yine çok güzel bir Pazar ve yine kahve köpüğü. Bu sefer güney batıya doğru yollardayız.
Bu sefer kızım gelmedi, yatılı misafiri ve güne dair ebeveynsiz planları vardı.
Yatılı misafirimizin tatlı dedikodusunu yapacağım şimdi sana. “Mükemmel çocuk” denen bir şey varsa, temsili fotoğrafı bu kızcağız.. Sadece kibarlık, aklı başındalık, sakinlik anlamında değil; bir de 7. sınıfların birincisi ve kalan zamanında (hafta içi 8, haftasonu 6 saat antreman yaparak) senkronize yüzme alanında olimpiyatlara hazırlanıyor. Tabii ki 9 yaşından beri vejeteryan ve okulun doğal yaşam ve politik farkındalık ve demokratik tartışma klüplerinin de başkanı. Ve tüm bunların yanında hakikaten tatlı, komik bir kız. Nazi Almanyasının yaratmaya çalıştığı Ultramensch’in vücut bulmuş hali adeta.
Sonra tabii bizim kızla arkadaş oldu zavallı :)))) Bizim kız cadının teki, tatlı cadı, ama sonuçta cadı. Yaşları gereği 5 kızlık grupları var (tipik teen girl clique) ve akılları fikirleri makyaj yaparak bebek ciltlerini mahvetmek, saatlerce videocall yapıp kimin annesi en kötü anne tartışmak (ben de ya birinci ya ikinci sıradayım elbette). Bu kızcağız da üzüm üzüme baka baka….
Öğrencilerinin tamamı özel eğitmenler eşliğinde olimpik branşlara hazırlanan bir lise var şehrimizde. Üstün başarı ile giriliyor. Bu sene P. sınavlarına girmişti, elbette kazandı. Fakat geçen hafta “ben arkadaşlarımdan ayrılmak istemiyorum, ben zaten yüzmek de istemiyorum…” diye sen bir çıkış yap!
Anne babası bebekliğinden beri yatırım yapıyor bu çocuğa, kendileri de yüzme okulu işleten sporcular. Yüzme okulunda P.’nin bebeklik fotoğrafları, havuzda yüzerken, Nirvana’nın albüm kapağı aynen :)) Ve sırf teen girl clique yüzünden onca emek çöpe! Anne babası haliyle çok mutsuz, haklılar valla ben bile mutsuzum.. Onca emek, yatırım, umut. Öteyandan, çocuğun kendi seçimi değil bebekliğinden itibaren yüzmek ve olimpiyatlara hazırlanmak. Yani o da haklı..
Ergenlik böyle işte kuzucuğum. Onca emek birden çöp olabiliyor.. Göz göre göre kaçacak bir imkan.. Geleceğini etkileyecek bir yanlış karar.. Ebeveyn olarak çok zor bir nokta. Zorla güzellik olmaz, o direttikçe sen de diretirsen, kesin kaybedeceksin çocuğu. Ama nasıl motivasyon verilebilir, bu şansı görmesi sağlanabilir? Çok zor bir durum gerçekten..
Bu arada. Her okuduğumda bir ışık bulduğum Siddhartha’dan şu paragraf çıktı geçenlerde karşıma; ne kadar doğru, ne kadar yol gösterici:
“Senle ben bilebilir miyiz evlatlarımızın ne için seçildiğini, hangi yolları izlemek, hangi işleri yapmak, hangi yanlışları ve acıları yaşamak için seçildiğini? Hayır, bilemeyiz. Onun yazgısını öngöremeyiz, çocuklarımızı korumaya çalışsak da yazgısını belirleyemez, değiştiremeyiz.”
Ya işte böyle blogcuğum. Hesse’yi dinlemek lazım.




